Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde 14 Nisan Salı günü okulun eski öğrencisi Ö.K. tarafından pompalı tüfekle yapılan saldırıda 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 polis, 1 kantin işletmecisi vatandaşımız yaralanmış, saldırgan, olayın ardından aynı silahla intihar etmiştir. Bu saldırının hemen ertesi günü de Kahramanmaraş Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda doğrudan öğrenci ve öğretmenlerimizi hedef alan bir katliamla daha derin bir şok yaşadık. Polis emeklisi babasından temin ettiği 5 silah ve 7 şarjörle baskın düzenleyen kişinin, anlaşılmaz ölçüde korkunç sakinlik ve gözü dönmüşlükle açtığı ateş sonucu maalesef biri öğretmen sekizi öğrenci 9 can kaybı yaşandı, 20 kişi yaralandı.
Eğitim-Bir-Sen olarak bu olayları asla kabul etmiyor, telin ediyoruz. Hangi sebeple yapılmış olursa olsun eğitim camiamız ve milletimizin vicdanı derin yara almıştır. Eğitim kurumları ve camiamız bu tür menfur hadiselerle ne anılmalı ne de gündeme gelmelidir. Asla, asla kabul edilir, geçiştirilir bir yanı olmayan bu hadiseler, hiçbir bahaneye sığınmadan, istismara yeltenmeden bir beka meselesi görülüp tartışılmalıdır. Bilinçli bir farkındalık oluşturmak için 81 vilayetimizde yaptığımız basın açıklamasıyla kınama ve çözüm talebimizi kamuoyuyla paylaştık. Ardından 16, 17 nisanda iki gün iş bırakma eylemi gerçekleştirdik.
Saldırıyı gerçekleştiren 14 yaşında 8. Sınıf öğrencisinin sonunda kendini de öldürmesi dehşetin karmaşık ve hazin boyutunu göstermektedir. Adalet Bakanlığı Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca derhâl başlattığı soruşturmaya 7 Savcı görevlendirmiştir. Olay yerinde süren incelemelerin selameti açısından yayın yasağı kararı alınmış olup, basın kuruluşlarımızın soruşturmanın gizliliğine hassasiyetle riayet etmesi istenmiştir. Saldırı olaylarının adli, idari soruşturması önemli olmakla birlikte meseleye sosyolojik, psikolojik, ekonomik derinlikleriyle eğilerek çok boyutlu bakmak yüzeysel olmayan teşhisler ve sağlıklı, köklü çözümler için zorunludur.
Acımız tarifsizdir. Ölenlere Allah’tan rahmet, ailelere ve aziz milletimize başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Yaşanan dehşetin sarsıcı, sinir bozucu etkisine rağmen herkes suhulet ve aklıselim bir sorumluluk göstermelidir. Vukuatın düşünülenden de çok derin, karmaşık sebepleri olduğu, hesap edilemeyen sonuçlar ürettiği veya üreteceği ortadadır.
Mesele klasik ve alışılmış düzayak bir yaklaşımla sadece şiddet ve asayiş yönüyle ele alınmamalı, alınsa bile bu sonucu üreten sosyal, siyasal, kültürel, psikolojik, ekonomik ve eğitim boyutu iyi irdelenmelidir. Hayatın her alanında olduğu gibi eğitim kurumlarımız da ara ara şiddete sahne olmuş, daha çok da öğretmenlerimiz terör, öğrenci veya veli saldırılarına maruz kalmışlardır. Ne var ki, bu defa Urfa ve Maraş’ta görülen şiddet, öğrenci, öğretmen ayrımı yapmayan bir katliama dönüşmüştür. Bununla birlikte saldırganların yaşları, onları bu yaşta cinnet haline getiren etkiler, özellikle sosyal medya ve dijital oyun sapkınlıkları, sonunda kendilerini itlaf etmeleri üzerine ciddi olarak düşünülmelidir.
Bir yandan bilfiil 50 yıl süren terör, diğer yandan toplumda giderek büyüyen anlayışsızlığın kaba tavırları, şiddeti adeta kanıksanmış bir realiteye dönüştürmüştür. Şiddetin, öldürerek tatmin olacak vahşilikte, masum öğrencileri ve onlara hayatı, sevgiyi, bilgiyi öğreten öğretmenlerimizi hedef alması, tüyler ürperticidir. Şiddetten başka ne iletişim dili, ne aracı ne de amacı olmayan gözü dönmüş cehaleti önlemek, başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere, ilgili tüm kişi ve kurumun vazifesidir.
Şiddetin hayatı tehdit eden, özellikle eğitimi ve eğitimcileri acımasızca hedef alan azgınlığını anlamak da affetmek de mümkün değildir. Hangi sebeple kime yapılırsa yapılsın şiddetin tasvip edilecek bir yanı yoktur, olamaz. Varlığımızı anlamlı ve önemli kılacak iddia ve ideallerimizle yaşamak, şiddeti sonlandırmamıza bağlıdır. Ne hazin çelişkidir ki, bunca yıl şiddetle iç içe yaşamış toplumda bu konuda kayda değer akademik çalışmaların sayısı, bir elin parmaklarını bile geçmez. Şiddetin sosyal, siyasal, psikolojik ve diğer başka sebeplerinin araştırılması yanında, gerektiği gibi korunamadığı, kollanamadığı için, öğrenci ve öğretmeniyle iğrenç saldırıların en masum ve açık hedefi hale getirilen eğitim camiamızın güvenliği, korunması için önleyici, caydırıcı tedbirlerin alınması şarttır. Her fırsatta bunları söylüyoruz.
Eğitim ve şiddet birbirine en ilgisiz alanların olgusu veya en uzak olguların alanıdır. Birinin var olduğu yerde diğeri başaramaz. Şiddetin bir ifade ve ilişki biçimi olarak hayatın her alanında yaygınlaşması, ruh sağlığını yitirmiş birey ve toplumun tedavisi ağır hastalığına işaret eder. Bireyleri hasta bir toplumun sağlıklı olması, hasta bir toplumda bireyin sağlığını koruması zordur. O nedenle özellikle ilgisizliğin karanlık, bulanık dehlizlerinde, sorumsuzca boş benliklerinin keyfini süren birçok gencimizin değer ve kimlik bunalımıyla şiddete yönelmeleri ne yazık ki yaşama biçimine dönüşebilmektedir. Dün sıklıkla batı toplumlarında gördüğümüz trajik faciaların benzerleri, maalesef bugün kendi toplumumuzda yaşanır olmuştur.
Sağlıksız toplumların en kaba ifade ve ilişki biçimi olan şiddet, değişen tarz, ton ve yöntemleri ile herkesi, hepimizi ilgilendirir, ilgilendirmektedir. Hastalık, sağlıklı çözüm, sağlıklı yapı ile ortadan kaldırılır. Bu kapsamda en köklü, kalıcı çözüm son tahlilde ancak eğitimle mümkündür. Çünkü şiddetin baskın ve egemen olduğu yerde verimli bir eğitim olmaz, olamaz. Şiddeti koyulaştırıp keskinleştirerek cesaretlendiren cehalet, ancak eğitim yoluyla tedavi edilir. Şiddetin yok edilmesi için, müfredatın insani ve milli değerleri merkeze alması şarttır. Sağlıklı bir toplum inşası, ancak ilmi, fikri sıçramalar yapmakla mümkündür. Şiddet, sağlıklı eğitimin oturacağı temeli ve zemini tahrip eder, döner o tahrip olmuş zeminden beslenir. Barış ve huzur ortamı eğitimden beklenen yararların daha verimli yaşanmasına yol açacaktır. Bu iyi niyet ve amaçlarla konu dergilerde, kitaplarda, sempozyumlarda, konferanslarda gündeme getirilmeli; derinlikli, etraflı, katılımlı çalışmalar yapılmalı, müfredattan, yasal düzenlemelere kadar birçok tedbir en kısa zamanda ve etkin olarak hayata geçirilmelidir.
Yarın geç olmadan!...
Milletimizin başı sağolsun. Geçmiş olsun.
İnşallah bu elim hadiseleri bir daha yaşamayız.
Bütün çabamız bunun için.
Mavi Balina Hepimize Eşit Uzaklıkta
"Eğitim kovayı doldurmak değil, ateşi tutuşturmaktır"
Her başlangıç yeni bir ruh, yeni bir heyecandır
Köklerimize dönmeli, faziletin izzetiyle yol almalıyız
Geleceğin izleri bugünde gizlidir
Bakanlığa göre öğretmenlik bizim için rehberlik
Aydınlıkta kaybedileni karanlıkta aramak
Tarihin Doğru Tarafında Sendikacılık
YARIN GEÇ OLMADAN
Destansı Yürüyüş, Umudun Zaferi, Birliğin Gücüyle Büyüyen Başarı Hikâyesi
KARAMAN’DA BİR AVUÇ İDRAKSİZİN KOPARTTIĞI FIRTINA
Algı, Gerçeği Perdelediğinde Çöker
İLKSAN’da Göz Boyayan İyileştirme